Evde çocuk ya da evcil hayvan varsa dekorasyon kararları bambaşka bir denklem haline gelir. Çocuk odası yastık dekorasyon konusunda leke tutmayan kumaşlar, keskin köşesiz mobilyalar ve kolay değiştirilebilir parçalar önceliğe dönüşüyor. Estetikten ödün vermeden dayanıklılık sağlayan seçenekleri derledik.
Kural olarak, renk secimi kagit uzerinde kolay, duvarda zor bir istir; ayni ton gunes goren odada baska, kuzeye bakan odada baska gorunur. Çocuk odası yastık dekorasyon ile ilgili palet kurarken bir ana renk, bir yardimci ton ve bir vurgu rengi kurali isinizi sadelestirir.
Özetle, buyuk yuzeyleri sakin tonlara, kucuk yuzeyleri cesur renklere ayirmak dengeli bir sonuc verir. Çocuk odası yastık dekorasyon secerken zemin ve mobilya renklerini birlikte degerlendirmek gerekir.
Çoğu durumda, mekanin en genis iki yuzeyi zemin ve duvarlardir; bu ikisi uyusmadiginda eklenen hicbir parca sonucu kurtaramaz. Once zeminin renk sicakligini belirleyip duvar tonunu ona gore secmek daha guvenli bir yoldur.
Goze hos gelen mekanlarin arkasinda cogunlukla basit oran kurallari vardir: bir odak, ona esli iki tamamlayici ve bos birakilmis nefes alanlari. Her seyi esit buyuklukte dagitmak monotonluk yaratir.
Isik plani da mevsime gore degisir; gunun kisaldigi aylarda ikinci ve ucuncu isik kaynaklari devreye girmelidir. Çocuk odası yastık dekorasyon ile ilgili mevsimlik parcalari etiketli kutularda saklamak, gecisi birkac saate indirir.
Gunluk hayatin yogun kullanildigi evlerde estetik kadar dayaniklilik da onemlidir. Çocuk odası yastık dekorasyon ile ilgili secimlerde silinebilir yuzeyler, yuvarlatilmis kenarlar ve leke tutmayan kumaslar one cikar.
Genellikle, sert zemin, çıplak duvar ve az mobilya yankıyı artırdığı için ilk çözüm yumuşak yüzeyleri çoğaltmaktır. Kalın havlı halı, tavandan yere inen ağır perde, kumaş kaplı koltuk ve duvarda tekstil panolar sesi belirgin biçimde yutar. Kitaplık gibi dolu ve girintili çıkıntılı yüzeyler de ses dalgalarını kırdığı için akustiği doğal yoldan iyileştirir.}
Dar alanlarda ayaklı ve zeminden yükseltilmiş mobilyalar tercih etmek, gözün altta boşluk görmesini sağladığı için mekânı ferahlatır. Depolama alanlarını duvarın yukarısına taşımak, açık raf yerine kapaklı dolap kullanmak ve tek bir büyük ayna ile ışığı çoğaltmak da işe yarayan yöntemlerdir. Çok sayıda küçük obje yerine az sayıda büyük parça kullanmak dağınık görüntüyü önler.
Bu noktada, şifonyer kavramı, mekânın genel karakterini belirleyen ve diğer seçimleri yönlendiren bir başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Uygulamada önce bu ögeyi merkeze alıp çevresindeki renk, doku ve mobilya kararlarını ona göre şekillendirmek daha tutarlı bir sonuç verir. Tek bir odada birden fazla güçlü ögeyi yarıştırmamak, bütünlüğü korumanın en kolay yoludur.
Odanın aldığı doğal ışık miktarı renk kararının en belirleyici unsurudur; kuzeye bakan loş mekânlarda sıcak ve kırık tonlar, bol ışık alan odalarda ise soğuk ve doygun renkler daha dengeli durur. Genel kural olarak üç renkli bir palet kurup bunları yüzde altmış, otuz ve on oranında dağıtmak görsel bütünlük sağlar. Boya kararını vermeden önce duvarda deneme yapıp rengi günün farklı saatlerinde gözlemlemek yanılma payını azaltır.
Bununla birlikte, evde yapılan her değişikliğin ardından birkaç gün beklemek, o düzenlemenin gerçekten size uyup uymadığını anlamanın en dürüst yoludur.